12 Ocak 2013 Cumartesi

Hiç bitmese...

Hiç bitmese mi acaba? diyorum bazen.

Göbeğe, kiloya alıştık. İşe yaradığı durumlar da oluyor o koca göbeğin. Benim sehpa ihtiyacım kalmadı örneğin, göbek hazır. Bugün ne giysem diye bir derdim de yok. İçine girebildiğim üç beş parça kıyafetten birini geçiriyorum üzerime, hamilelik ışıltısı bana yeter. Makyaj canım isterse yaparım, istemezse o gün soluk ve yorgun görünebilirim. Zaten hamileyim, her an yorgun olmaya hakkım var. Boş boş durup göbeğime ve onun hareketlerine bakarak oyalanabilirim. Gün ortasında iki saat uyuyabilir ve hiç suçluluk hissetmem. Kafam çalışmaz, önemli birşeyleri unutur veya saçmalarsam "malum hamile kafası" der güler geçerim.

Bir arkadaşıma eski bir hocası şöyle demiş: hamileyken üretken değilim diye üzülmenize gerek yok, çünkü zaten birşey üretiyorsunuz! Evet öyle, yani hamilelik bir süreliğine muaf tutuyor seni o sorumluluklardan, kaygılardan azad ediliyorsun, hep harika bir bahanen oluyor. Hiç bitmese dersin tabii.

"Sabırsızlanırdık" diyorlar eski hamileler. Hiç anlamıyorum onları doğrusu. Böyle hem hayatıma devam edip hem de hamileliğin nimetlerinin keyfini çıkarabiliyorken neden isteyeyim bitmesini? Daha yeni alıştık hem göbeğimle birbirimize.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder