Sabah güzel bir güne uyanmışssın, hava aydınlık, güneşli. Çocukların (hepsi) mışıl mışıl uyuyor. Bir kahve ve güzel bir müzik eşliğinde canın ne istiyorsa onu yapabilirsin. Hayat bazen güzel olabilir.
Hadi itiraf edelim, çocuklar en çok onlar uyurken seviliyor. Canlarım benim, bak özledim şimdi, uyansalar da sevsem... Şaka şaka:)
26 Nisan 2015 Pazar
11 Ocak 2015 Pazar
Yeteeer!
Kızım A. iki yaşına yaklaştı, ikinci kızımın doğumuna bir, bilemedin iki hafta kaldı. Ben annelik kariyerimde doruklardayım, böyle seri üretime geçerek esas kariyerime sağlam bir darbe indirdim. Yaklaşık 4-5 yıllık yavaşlamadan sonra nasıl toparlayacağım bilemiyorum. Belki de toplamam, bırak dağınık kalsın derim, bakalım.
Şu son iki yılda ben de her küçük çocuk sahibi insanın yaşadığı duruma kapıldım, çıkamadım bu efsunun etkisinden. Tabii herşeyi kitabına uygun yapmaya alışık birisi için bu tuzağa düşmek daha kolay; çocuk büyüdükçe yeni birşeyler öğrenmek gerekiyor. Annelikte hata yapmamak için sürekli araştırma, okuma, sorma soruşturma halindeyiz. Ben bir süre bu durumu ilginç buldum, kaptırdım kendimi. Psikolojiye oldum olası meraklıyım. Sonuçta sıfırdan bir insan yetişiyor, büyüleyici bir süreç bu. Uzun zaman sadece çocuk gelişimi ve psikolojisi kitapları okudum sanırım, hala da ilginç buluyorum bu konuyu. "Bir bebekten katil nasıl yaratılır?" sorusu da hiç aklımdan çıkmıyor. Okumaya ve düşünmeye devam etmeli bu konuyu, ona değer.
Ama şu anneler! Bence artık biraz fazla olmaya başladık, hep birlikte...
Son zamanlarda hayatımda azalan renkler ve artan bir monotonluk, içimde bir kuruluk, bezginlik hali var. Biliyorum, bir kısmı memleket havasından, ama belki daha büyüğü de bu yeni annelik durumundan. Bunu az önce fark ettim, akşam eğlencesi sosyal medya mesaisi sırasına. Şöyle ki,
artık facebook bana sıkıntı vermeye başladı, hassas anne gruplarının bitmek bilmez grup terapi seansları, çalışkan eğitici anne gruplarının günlük sıkıcı aktivite planlamaları, üstüme üstüme geliyorlar. Normal insan ve normal paylaşım kalmadı sanki; ben de bakıyorum, ve hızlıca kaçıyorum.
Aslında uzatmayayım, sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Bıktım artık, yeter be! Anne bloglarından, montessori aktivitelerinden, ek gıdaya geçiş, uyku eğitimi, en kahraman süper anne olmak için canhıraş mücadele eden ve hayatını buna adayan annelerden bıktım. Ben de onlardan biri oldum çıktım. Çocuklu arkadaşlarla başka birşey konuşmaz olduk, çocuktan önce ne düşünüp ne konuşuyorduk unuttuk. Ben artık ben değilim, bir girdapta dönüyorum, batıyorum batıyorum sanki. Bu nasıl bir tuzaktır yahu? Vallahi yazık, bu çocuklara da yazık. Sabah akşam çocuk ne yedi ne içti, ne kustu diye düşünen bir anne baba, ne sıkıcı bir aile! Çocuk olsam ilk fırsatta kaçardım, veya bizimki gibi iki yaş bunalımında tavan yapardım. "Bir düşün yakamdan kardeşim" derdim, bırakın kendi halime. Duyusal etkinlik keseleri olmadan öğrenemeyecek mi bu çocuk sıcağı soğuğu, serti yumuşağı? Renk kartları yapmadan renli birşey görmeyecek mi?
Günümüzde ebeveynlik de bir din haline geldi. Din halkların afyonudur! Evet, anne-babalık da öyle. Hem aklını hem elini kolunu bağlayan bir afyon. Kurtuluş mümkün mü, insan hem çocuğunu hem kendini sevebilir mi? Nasıl mümkün, bunu düşünmemiz gerekiyor.
Bunları düşünmek ve yazmak için iyi bir zaman olmayabilir. Nitekim önümüzdeki birkaç ayı tam zamanlı bebek bakımı mesaisi yaparak geçireceğim. Olsun, umuyorum üç-beş ay sonra daha normal bir hayata döndüğümde tekrar düşüneceğim bunları. Şimdilik bir süre daha sadece uyku eğitmi, pompa, meme, biberon, pış pış, şışşt şıışt olacak hayatımda. Bu sırada siz sevgili hain annelerin hertürlü soru ve sorunu için görüş bildirmeye hevesle hazırım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)