24 Ocak 2013 Perşembe

Dönüş

Dönüş yok!

Sevgili hamileler, sistem size heyecanlı ve sabırsız olmanız gerektiğini söylüyor. Kanmayın. Herkesin size sevecenlikle yaklaşması, gülümsemeler, her konuda yardım etme yarışı, seve seve öncelik tanıma hali... Bütün bunların bir sebebi olmalı. Hiç şüphelenmediniz mi?

Artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak sevgili anne adayları, geri dönüş yok. Sistem sizi içine aldı, göbeğinizle kendine bağladı. Çevredeki sevinç de ondan olsa gerek: işte bir kurban daha! Neslimiz devam edecek!

Şimdi herşeyden önce bir hamileyiz. Başka hiçbir niteliğimiz kalmamış sanki, sadece bekliyoruz. Bu bitince ne olacak diye bir merak içindeyiz. Eski halimizi unuttuk. Annelik de bu kurbanlık halinin devamı mı olacak, yoksa bir kurtuluş umudu var mı? Merakla bekliyoruz.


15 Ocak 2013 Salı

14-28. Haftalar

Hamileliğin balayı dönemine hoşgeldiniz! Endişe dolu ilk üç ayın bitiminde bütün dertlere de bir ara veriliyor. Hem fiziksel hem ruhsal olarak harika hissetmeye başlıyoruz kendimizi. Doğanın yakında hayatı alt üst olacak zavallı kadınlara bir armağanı diyelim.

Bu dönemde karnımız yeterince belirgin, yani hem ergenlik çirkinliğini atlattık, ışıldamaya başladık, hem de "saklasam mı, söylesem mi?" kıvranmalarından, utanmaktan vazgeçtik. Göbek var ama çevreyi korkutacak seviyede değil henüz, öyle küçük şirin bir çıkıntı. Oh hayat güzel! Zıp zıp zıplıyor bile olabilirsiniz bu dönemde, sebepsiz bir mutluluk vardır üzerinizde.

Ben bu dönemde gamsız, mutlu bir insan olmayı hayatımda ilk kez tecrübe etmiş oldum. Hatta bir süre sonra bu durum bana tuhaf gelmeye başladı. "Endişelenmeli miyim?" diye düşünürken üçüncü trimester'e girdim, kendi halime döndüm!

Doğanın bize oyunları bitmiyor. Bu dönemde kadınlar yuva yapmaya programlanmış. Zaten enerjik olmanın da bir sebebi var, yani herşey bir fayda için sevgili dostlar, siz mutlu olun diye değil. Enerjiniz olacak ki bebek için hazırlanabileceksiniz. Ben birdenbire dolapları düzenleyen, dağınıklıktan rahatsiz olan bir insana dönüştüm bu dönemde (malesef o da geçti sonra!). Özünde titiz, düzenli ve çalışkan olan anne adayları bu dönemde nasıl bir canavara dönüşüyor, düşünmek bile istemiyorum doğrusu.

Sonuç olarak hormonlarımızın esiriyiz dostlar. Onlar size iyi davranırken hayatın tadını çıkarın en iyisi.

13 Ocak 2013 Pazar

30. Hafta

30 haftadır hamileyim. Kocaman bir göbeğim olmasına rağmen hala bu duruma inanamadığım zamanlar oluyor. Ben hamile de mi olacaktim! diyorum bazen. Bu ben miyim?

Küçükken gelecek çok uzak gelir ya, hiç yaşlanmayacakmış gibi hisseder insan. Nasıl bir hayatın seni beklediğini ölesiye merak edersin, bir yandan da o günler hiç gelmeyecek sanırsın. İşte o çocuk benim içimde bir yerlerde aynı yanılsamayı yaşamaya devam ediyormuş.

Çocuk sahibi olmak hep istediğim ama hiç hayalini kurmadığım bir şeydi, "İlerde birgün mutlaka istiyorum" dediğim ama o günün hep uzakta olduğunu düşündüğüm. Hiç olmayacak gibiydi, ama artık vakit kalmayınca oluverdi. İstemeden büyümüş oldum ben de, hazırlıksız yakalandım.

İki buçuk ay sonra da anne olacağım demek oluyor bu. "Anne" olacağım derken bile tuhaf hissediyorum (Benim için hala kılık kıyafet seçerken bir "anne gibi" kategorisi vardır, ki bu arkanı dönüp koşarak uzaklaşman gerekiyor demektir). Olacak mıyım gerçekten?

Şimdilerde de doğum ve annelik hiç gerçekleşmeyecek gibi geliyor tabii ki. Kuvvetle muhtemeldir ki bebeğim büyürken de arada bir kendimi çimdiklemem gerekecek, "Bunları ben mi yaşıyorum?" diyeceğim. Kaderden kaçılmıyor. Hamile de olsan anne de içindeki şaşkın çocuğa inandıramıyorsun işte.





12 Ocak 2013 Cumartesi

Hiç bitmese...

Hiç bitmese mi acaba? diyorum bazen.

Göbeğe, kiloya alıştık. İşe yaradığı durumlar da oluyor o koca göbeğin. Benim sehpa ihtiyacım kalmadı örneğin, göbek hazır. Bugün ne giysem diye bir derdim de yok. İçine girebildiğim üç beş parça kıyafetten birini geçiriyorum üzerime, hamilelik ışıltısı bana yeter. Makyaj canım isterse yaparım, istemezse o gün soluk ve yorgun görünebilirim. Zaten hamileyim, her an yorgun olmaya hakkım var. Boş boş durup göbeğime ve onun hareketlerine bakarak oyalanabilirim. Gün ortasında iki saat uyuyabilir ve hiç suçluluk hissetmem. Kafam çalışmaz, önemli birşeyleri unutur veya saçmalarsam "malum hamile kafası" der güler geçerim.

Bir arkadaşıma eski bir hocası şöyle demiş: hamileyken üretken değilim diye üzülmenize gerek yok, çünkü zaten birşey üretiyorsunuz! Evet öyle, yani hamilelik bir süreliğine muaf tutuyor seni o sorumluluklardan, kaygılardan azad ediliyorsun, hep harika bir bahanen oluyor. Hiç bitmese dersin tabii.

"Sabırsızlanırdık" diyorlar eski hamileler. Hiç anlamıyorum onları doğrusu. Böyle hem hayatıma devam edip hem de hamileliğin nimetlerinin keyfini çıkarabiliyorken neden isteyeyim bitmesini? Daha yeni alıştık hem göbeğimle birbirimize.



11 Ocak 2013 Cuma

12. Hafta

Bir ayın 4 haftadan oluştuğunu zannediyorsanız ilk üç ayı bitirdiniz. Ama yanılıyorsunuz tabii sevgili aday. Henüz bitmedi o meşum sıkıntı dönemi, nam-ı diğer ilk trimester. Sabredin, bir hafta kaldı. Artık hafif göbekli teyze görünümüne kavuşmuş olmalısınız. Hamileliğin nimetlerinden biri de bu, göbeğinizi seviniz!

Bu haftalarda yapılan ense kalınlığı testinden geçemediyseniz sizi daha stresli günler bekliyor. İstatistik bilimini ilginç bulmaya başlayacaksınız artık. Risk oranları, olasılıklar, yanlış pozitiflerle yatıp kalkacaksınız. Bir de istatistikten anlamayan aile ve dost çevresine olan biteni açıklama işi var, ki orada başarısızlığa mahkumsunuz. Herkesin sizin durumunuzu yalanlayan bir tecrübesi vardır, ve onlar için uzay bu örnekten oluşmaktadır. Kabullenin en iyisi, hiiç uğraşmayın aksini ispatlamaya.

Bu dönemde sabretmeye ve endişelenmeye devam etmekten başka çare yok. Anneliğe Giriş dersini de böylece sular seller gibi öğrenmiş oluyorsunuz. Neymiş? "Anne" endişelenen bir varlıkmış.

9 Ocak 2013 Çarşamba

Bulantı

Ben hiç bilmedim sevgili okur. Kulunuz şanslı yüzde ellidendi.

"Bulantı olmadan hamilelikten ne anlarım ben?" de diyebilir insan (ben demedim, haşa!). Ne de olsa yıllarca filmlerden kitaplardan bunu öğrenmişiz, genç kızımız sabah bulantıları çekmektedir, ve oradan tahmin ederiz hamile olduğunu. Bulantı varsa düşük riski de az oluyormuş üstelik. Yani böyle şanslı bir durumda bile endişelenecek bir nokta bulabilir insan. İlk üç ay böyle!

Sizde Değişiklikler-1


Öncelikle bedenin hummalı bir çalışma içinde, o nedenle yorgun ve bitkinsin. Şaşkınsın bir de tabii. Kontrolü kaybetmişsin. Hormonlar almış ipleri eline. Kilo alıyorsun ( öte yandan benim gibi çok zayıf ve aslında kilo almaktan ölesiye korkan kompleksli biriysen hamilelik çok iyi gelecek!). Kilo almak kaçınılmaz, ve birazcık kilo insanı güzelleştiriyor bile olabilir. Bir süre için diyelim tabii, herşeyin sınırı var.

Kıyafetlere sığmıyorsun. Tam hamile gibi de görünmüyorsun aslında, yine araf. Hani ergenlikte insanın çirkinleştiği bir dönem vardır ya, orantısız büyürsün. İşte hamileliğin ilk dönemleri de öyle bence. Göbeği saklamaya çalışan bol kıyafetlerden mi, yoksa yorgunluktan mı bilmem, bir dağınıklık hali oluyor o dönemde. Sonra geçiyor tabii, üzülmeyin sevgili adaylar. Sonra gelsin hamilelik güzelliği, ışıldamalar, "ay hamilelik çok yakışmış" iltifatları. Fakat o göbek biraz daha büyüyüp utanmadan taşımaya başlamanız gerekiyor önce.

Okuyalım Öğrenelim

Hamileyken hafta hafta olan gelişmeleri anlatan çok güzel web siteleri var. Bu hafta neler oluyor sorusu genellikle iki kısımda anlatılıyor: siz ve bebeğiniz. Hemen bir iki örnek vereyim, benim en beğendiklerim Gebelik.org ve BabyCenter. Aslında hepsi birbirine benziyor. Sonuçta hamilelik çok iyi anlaşılmış, tanımlanmış bir dönem; her hafta neler olduğunun kitap tanımları var, ve bu siteler de onu veriyorlar işte. Hevesini kırmak istemem sevgili aday, ama çok karıştırsan da farklı birşey bulamayacaksın!

Değişimler bu ilk dönemde daha hızlı oluyor sanırım. İnsan kendini kontrolü kaybetmiş gibi hissediyor. Daha önce de bahsetmiştim, bizim nesil için korkunç birşey bu. O nedenle bu web sitelerinin sıkı takipçisi oldum, çalışkan bir öğrenci gibi önden giderek birkaç hafta sonra neler olacağını öğrenip kendimi hazırlamaya çalışıyordum olacaklara. Başlarda bu bilgileri okumak çok heyecan verici geliyordu bana. Bir siteyi okuyordum, sonra tatmin olmayıp başka siteleri karıştırıyordum.

Hamilelik böyle birşey işte, elinde yeni bir oyuncak var gibi, oyna oyna dur, hiç sıkılmazsın.

Kabullenme ve itiraf


Bu mutlu haberi kime ne zaman nasıl duyurmalısın? Anglo-sakson kültüründe herşeyi törenselleştirmeye bayılıyorlar ya, bunun için de bir duyuru kartı geleneği var mıdır acaba?: "We are expecting!". Böyle olsa bir kerede hallolmuş olurdu en azından, her itiraf ayrı bir olay olmazdı. Ne yapalım ki bizde böyle şeyler ayıp sınıfına giriyor, o yüzden herkese ayrı, usturuplu bir şekilde söylenmeli.

Sahi, nedir bunu usturuplu söylemenin yolu? En iyisi gözlemci, akıllı arkadaşlar. Onlar hafif kilo almandan, içkiyi azaltmandan, bol kıyafetler giymenden filan şıp diye anlıyorlar durumu. Seni de bir zahmetten kurtarıyorlar. Anlamayanlara söylemek lazım (umurlarında olduğunu varsayıyoruz- fakat bu konuda herkes çok kibar, herkes umurundaymış gibi tepki vermeyi başarıyor!). Onlar biraz daha geç öğrenebiliyor, sen doğru anı yakalayıp doğru cümleyi kurana kadar beklediklerinden. En zoru da resmi duyurular, iş yerinde üstüne söylemelisin. Nasıl bir cümle uygun olur? "Biz bebek bekliyoruz" mu? "Ben bebek bekliyorum" mu? "Hamileyim" mi? Nedir doğrusu, hiç bilmiyorum!

Sonuçta bir şekilde söylemeyi başardık. Zaten sen söylemesen de bir süre sonra göbeğin söylemeye başlayacak!

Orada mısın?

Hamileliğin başları çok karışık duygular içinde oluyor insan. Herşey yeni, hayatın değişiyor, dönülmez bir yola girdiğini yavaş yavaş idrak ediyorsun. Öte yandan hala riskli dönemdesin, yani düşük yapma ihtimali var. O nedenle tam da kendini kaptıramıyorsun bu yeni duruma. Hala arafta gibisin. Bazen kendini çocuksuzlara imrenirken ve verdiğin kararı sorgularken bulabilirsin. Böyle durumlarda paniğe kapılma, sakince bekle, geçecektir. Geçmezse... geçmiş olsun! yok yok, geçer geçer...

Küçük tehlikeler atlatabilirsin bu dönemde. Yine çamaşır kontrol etme dönemi diyebiliriz yani. Riskli bir dönem fakat her kanamada da düşmüyor bu bebişler, o kadar paniğe kapılmaya gerek yok. Biz bir tehlike atlattık, önce gözyaşı, sonra durumu kabullenme aşamalarından geçtik. Ben kendimi alıştırıp tenise başlama planları bile yapmıştım doktora görünmeden önce. Doktorumuzu da korkuttuk "gitti, düştü" diyerek. Oradaymış meğer! (bu sefer sevinç gözyaşları tabii)...Evet bebekler hayata tutunmayı taa orada ana karnında öğreniyorlar, öyle kolay kolay kayıp gitmiyorlar.



6. Hafta

Bu hafta önemli, bebeğin kalp atışlarını duyma zamanı geldi. Kimilerine göre hamileliğin en duygusal anlarından biriymiş. Bizim evde duygusallık benden değil O.'dan soruluyor. Onun gözleri yaşardı, bense ağlamadığım için kınandım. Çok heyecanlı bir olay tabii ki, hakkını verelim. Pıt pıt pıt atan bir kalp sesi duyuyorsunuz, orda biri var demek bu! Ve doğru yere yerleşmiş, büyümeye başlamış. Afferin ona!

5. Hafta

Bu hafta pek özelliksiz ya. Hiçbirşey olmuyor, hamilesiniz işte. Bu sıralar içki içmediğiniz için şüphe uyandırıyorsunuz, cin fikirli arkadaşlarınızdan durumu anlayan ve sizi utandıranlar çıkabilir. Henüz haberi duyurmak için çok erken, o nedenle böyle kaçak yaşayacaksınız heyecanınızı. Belki de heyecanlanmak için de erken, herşey yolunda mı değil mi diye anlamak için biraz zamana ihtiyaç var. O yüzden sakin olun, beklemeye devam etmekten başka çare yok.

Sorulara karşı da hazırlıklı olursanız mesele yok, mesela antibiyotik alın, kahve midenize dokunsun, uykusuzluktan yorgun olun, vesaire vesaire...

4. Hafta

Bu günler sık sık tuvalate gitme ve çamaşır kontrol etme günleri. Regl oldum mu, geciktim mi?

Uzun bekleyişin sonuna geliyoruz. Testiniz pozitif mi çıktı? Tebrikler, hamilesiniz! Bu test sonucu bende bir mucizeye tanıklık ediyormuşum hissi uyandırmıştı. "Gerçekten oldu mu şimdi yani?" dedim. Bekleyiş içinde insan hep olumsuz düşünüyor, kendini en kötüsüne inandırıyor, sanırım ondan. Ne bekliyordunuz ki, o kadar mucizelik bir olay olsa insan ırkı yok olurdu değil mi? Yoksa nasılsa olmaz diye güvenerek mi girdiniz bu işe? O zaman yandınız, geçmiş olsun diyelim.

Sonuçta pek seviniyoruz. Bir de tüp bebek yaptıysanız o süreçleri bir daha yaşamayacak olmak sanırım bebek sahibi olmaktan daha büyük bir mutluluk veriyor insana. Ha, bitmedi yalnız. Stres bitmiyor. İlk test pozitifse üç gün sonra bir test daha. Ancak ondan sonra emin oluyoruz. Sonrası uzun bir yolculuk...

3. Hafta

Beklemedeyiz...

Hamile olabilirsiniz, fakat olmayabilirsiniz de. Belirsizlik ne zor şey. En güzeli bu işin kazara olması ve sonuçta sizin de istemeniz tabi. Bizim nesil herşeyi (herşeyden önce kendini) çok önemsediği ve hayatını kontrol altına almaya çalıştığı için böyle kukumav kuşu gibi düşünür durur. Aslında doğallıkla geçecek günler bunlar, hayatına devam edersin, iki hafta sonra varsa birşey öğrenirsin. Hayatın ritmi böyle, hızlandırma şansın yok.

Bir de tüp bebek yaptıysanız bu dönem beklemelerin en zoru gibi geliyor. Hey bebek, orda misin değil misin, tutundun mu düştün mü diye diye geçiyor günler. Ama merak etmeyin, geçiyor...

2. Hafta

Bu hafta sık sık sevişmelisiniz sevgili anne adayları. Bu iyi bir haber mi kötü mü bilemiyorum. Bu kadar güzel birşeyden bile soğuyabiliyor insan, bir amaca yönelik ve programlı olunca işin tadı tuzu kaçıyor demek ki. Şanslıysanız (veya şanssiz, bakış açısına bağlı tabii), bu sıralar hamile kalmış olabilirsiniz, tebrikler!

Tüp bebekçiler, bu hafta şanslıysanız bir sürü yumurtanız olmuş olmalı. Bu dönemde insan kendini inek gibi hissedebiliyor. Kolay değil, normalde en fazla bir tane olan yumurtalardan sekiz-on tane büyütmüşssünüz. Şimdi işin en ağrılı kısmına geldik, bu gözünüz gibi baktığınız yumurtaları küçük bir operasyonla toplayacaklar, dşarda dölleyecekler ve size geri verecekler. Bu olayın her aşaması ayrı bir stres kaynağı, o nedenle daha fazla hainlik yapmaya gerek yok. Yumurtasız geçirdiğiniz birkaç gün belki de bedeninizde bebek sorumluluğu taşımadan geçireceğiniz son günler. İyi değerlendirmeye bakın!

1. Hafta

Tebrikler, hamile değilsiniz! Bu hafta eğer korunmaya çalışıyorsanız adet gördüğünüze sevindiğiniz hafta oluyor sevgili arkadaşlar. Yani yok böyle birşey, hamile filan değilsiniz. Henüz. Fakat yeni bir yumurta oluşmaya başladı bile.

Bizim gibi geç kaldınız ve tüp bebekçinin yolunu tuttuysanız bu hafta bu yumurtaları büyütmek için iğneler yemeye başladığınız zaman oluyor. Bu grup için hamilelik başlamış sayılabilir, yorulmaya başlıyorsunuz nitekim. Ben ilk haftayı sevgili kocamı öldürmeden atlatabildiğim için şanslıyız, ruh haline beklenmedik etkileri olabiliyor o iğnelerin. Hadi rastgele diyelim o zaman!